AB Parlamentosu’ndaki en büyük grup, daha sıkı iltica kuralları talep ediyor
Avrupa Halk Partisi (EPP), Avrupa Parlamentosu’ndaki en büyük grup. Almanya’da federal hükümetin bir parçası olan CDU/CSU da bu gruba dahildir. Viyana’da düzenlenen bir toplantıda EPP, Avrupa sığınma politikasının daha da sıkılaştırılmasını talep eden bir tutum belgesi kabul etti.
Bild, Welt ve Focus Online gibi birçok medya kuruluşunun haberine göre, EVP’nin önerisine göre gelecekte sığınmacıların AB dış sınırlarından geri gönderilmesi daha kolay hale getirilecek. Bu durumun özellikle sığınmacıların güvenli bir üçüncü ülkeden Avrupa Birliği’ne giriş yapmak istediklerinde mümkün olması öngörülüyor. Burada kastedilen, AB’nin değerlendirmesine göre sığınmacıların halihazırda güvende olduğu ya da koruma alabileceği ülkelerdir.
EVP, bu tür durumlarda üye devletlere açıkça reddetme hakkı tanınmasını talep ediyor. Şu ana kadar geçerli olan kural şudur: Avrupa Birliği’nde sığınma başvurusunda bulunan herkes, sığınma prosedüründen yararlanma hakkına sahiptir. EVP, tam da bu düzenlemenin gözden geçirilmesini ve değiştirilmesini istemektedir.
GEAS'ın yürürlüğe girmesiyle birlikte, AB'deki sığınmacılar için önemli kurallarda değişiklikler oluyor. Bunlar arasında yeni tarama prosedürleri, sınır prosedürleri, daha sıkı Dublin kuralları ve olası yardım kesintileri yer alıyor. Kimler etkileniyor ve ayrıntılı olarak neler değişiyor?...
İkincil koruma kaldırılmalı mı?
Bir diğer önemli husus ise ikincil koruma ile ilgilidir. Bu koruma statüsü, Cenevre Mülteci Sözleşmesi uyarınca mülteci olarak tanınmayan, ancak menşe ülkelerine geri dönmeleri halinde yine de – örneğin savaş, işkence veya insanlık dışı muamele nedeniyle – ciddi bir zarara maruz kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan kişilere verilir.
Yabancılar Merkezi Kayıt Sistemi ’nin (AZR) verilerine göre, şu anda Almanya’da yaklaşık 373.000 kişi ikincil koruma altında yaşamaktadır. Bu kişilerin çoğu Suriye, Afganistan veya Irak kökenlidir.
Medya haberlerine göre, EVP, ikincil korumanın kaldırılıp kaldırılamayacağını araştırmak istiyor. Bu öneriyi destekleyenler, ikincil korumanın başlangıçta geçici kriz durumları için tasarlandığını savunuyor. Ancak günümüzde bu koruma, menşe ülkedeki durumun artık iyileşmiş olmasına rağmen, insanların Avrupa Birliği’nde kalıcı olarak kalmasına sık sık yol açıyor.
CDU/CSU’nun bazı kesimleri de bu görüşü savunuyor. EVP Grup Başkanı Manfred Weber (CSU), Bild gazetesine verdiği demeçte, özellikle ikincil koruma statüsüne sahip Suriyeli vatandaşların, ülkelerinin yeniden inşasına yardımcı olma yükümlülüğü olduğunu belirtti. Aynı zamanda, EVP’nin taleplerinin öncelikle gelecekteki kriz durumlarına yönelik olduğunu vurguladı.
Koruma arayanların kabulüne ilişkin üst sınır mı?
Tartışmada ayrıca, sığınma arayanlar için olası bir üst sınır konusu da yeniden gündeme geldi. Bild gazetesine göre, CDU’lu siyasetçi Detlef Seif, mültecilerin kabul edilmesini daha sıkı bir şekilde sınırlandırılmasından yana olduğunu belirtti. Seif, tüm Avrupa Birliği için yıllık en fazla 300.000 sığınma arayan kişilik bir (kişisel) üst sınır belirledi.
Böyle bir üst sınır hukuki açıdan tartışmalı olurdu. Zira sığınma hakkı bireysel bir haktır. Bu da şu anlama gelir: Her sığınma başvurusu ayrı ayrı incelenmelidir. Bir kişinin koruma alıp almayacağı, yalnızca siyasi kriterlere değil, her şeyden önce kişinin kişisel durumuna ve menşe ülkesindeki koşullara bağlıdır. Dolayısıyla, sabit bir üst sınırın Avrupa ve uluslararası hukuka uygun olup olmadığı hukuki açıdan incelenmelidir.
Yeni AB iltica sistemi ile geri dönüş merkezleri de mümkün hale gelecek. AB dışında kurulması planlanan geri dönüş merkezleri çok yakında gerçeğe dönüşebilir. Peki, bu merkezlerde kimler barındırılacak ve bu merkezler ne zaman ve nerede kurulabilir?...
Sonuç: İkincil koruma kaldırılacak mı?
Önemli: EVP’nin talepleri henüz yürürlükte olan bir yasa değildir. Bunlar yalnızca siyasi taleplerdir. Kuralların değişmesi için AB Komisyonu’nun bir yasa teklifi sunması gerekir. Ardından hem Avrupa Parlamentosu’nun hem de AB üye devletlerinin onay vermesi gerekir.
Dolayısıyla, koruma statüsüne sahip kişiler için şimdilik herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Mevcut yasalara göre ikincil koruma da devam edecektir. Mevcut oturma izinleri ve koruma kararları, herhangi bir hukuki süreçte iptal edilmedikçe geçerliliğini koruyacaktır.
Buna rağmen, güncel tartışmalar, GEAS reformunun yürürlüğe girmesinden sonra bile Avrupa sığınma politikasının hâlâ bir değişim sürecinde olduğunu göstermektedir. EVP gibi muhafazakar partiler şimdiden daha da sıkı önlemler talep etmektedir. Bu nedenle, koruma arayanlar, ikincil koruma hakkı sahipleri ve sığınma süreci devam eden kişiler için, gelecekteki gelişmeleri dikkatle takip etmek önemlidir.