Sığınma hakkı neden değiştirildi?
Yeni yasanın nedeni, AB düzeyinde gerçekleştirilen kapsamlı bir reformdur. AB, Ortak Avrupa İltica Sistemi’ni (CEAS) revize etmiştir. Amaç, tüm üye ülkelerde iltica prosedürlerini daha fazla uyumlaştırmaktır.
Şimdiye kadar üye ülkeler birçok kuralı kendileri belirleyebiliyordu. Bundan sonra ise çok sayıda AB düzenlemesi tüm üye ülkelerde eşit şekilde geçerli olacak. Bu nedenle Almanya, aralarında İltica Kanunu, İkamet Kanunu ve İltica Başvuru Sahiplerine Sağlanan Yardımlar Kanunu’nun da bulunduğu birçok yasayı uyumlu hale getirmek zorunda kaldı.
Sığınmacılar için bu, süreçlerin ve prosedürlerin yeniden düzenleneceği anlamına geliyor. Ayrıca, kimin uluslararası koruma alacağına dair karar da artık Alman yasaları değil, AB hukuku tarafından belirlenecek.
En önemli değişikliklere genel bakış.
İltica başvurusu: Süreç yeniden düzenlendi
Önemli bir değişiklik, sığınma başvurusu ile ilgilidir. Bundan böyle, üç aşama arasında daha net bir ayrım yapılacaktır: başvurunun yapılması, sığınmacının kaydı ve başvurunun sunulması.
Bu ayrım önemlidir, çünkü her adımın kendine özgü hukuki sonuçları vardır. Örneğin, sınıra vardığında giriş belgeleri olmayan kişiler, sınır makamlarına sığınma başvurusunda bulunmalıdır. Almanya’ya izinsiz olarak giriş yapmış olanlar ise, bir kabul merkezine derhal başvurmalı ya da Yabancılar Dairesi ’ne veya polise başvuruda bulunmalıdır.
Bu ilk bildirimden sonra kişi kayıt altına alınır. Tam sığınma başvurusu daha sonra Federal Göç ve Mülteciler Dairesi ’ne (BAMF) şahsen sunulur.
Ülkeye girişte yeni tarama
Tarama prosedürü de yeni bir uygulamadır. Bu, sığınmacılara yönelik ilk incelemeyi ifade eder. Bu inceleme hem sınırda hem de ülke içinde gerçekleştirilebilir.
Değerlendirilen hususlar arasında şunlar yer almaktadır:
- Kimlik ve Vatandaşlık
- Sağlık durumu
- Güvenlik hususları
- özel koruma ihtiyaçları
Özellikle korunmaya muhtaç kişiler arasında örneğin çocuklar, hamile kadınlar, hastalar, engelliler, travma yaşamış kişiler veya şiddet mağdurları yer alır. Bu kişilerin erken tespit edilmesi, süreçlerin onlara uygun hale getirilebilmesi için önemlidir.
Tarama sürecinden elde edilen bilgiler, tüm AB ülkelerindeki resmi makamların erişebildiği bir AB veri tabanında saklanmaktadır.
Yeni sınır prosedürleri
En önemli değişikliklerden biri sınırlardaki prosedürle ilgilidir. Belirli durumlarda, sığınma başvuruları bundan böyle havaalanlarında, limanlarda veya kara sınırlarında, yani Almanya’ya fiilen giriş yapılmadan önce doğrudan değerlendirilebilecektir.
Sınır prosedürü, birsığınma başvurusunun kabul edilme ihtimalinin düşük olduğu, verilen bilgilerde şüpheler bulunduğu veya Almanya'nın bu prosedürden sorumlu olmayabileceği durumlarda uygulanabilir.
Sınır prosedürü kapsamında yapılan sığınma başvurusu hakkında sekiz hafta içinde, istisnai durumlarda ise on iki hafta içinde karar verilmesi gerekir. Bu süre zarfında, ilgili kişinin yalnızca belirli bir yerde kalmasına izin verilebilir; bu yer genellikle sınıra yakın bir tesistir.
Reşit olmayan çocukları olan aileler için özel koruma kuralları geçerlidir. Bu aileler uygun barınaklarda konaklatılmalıdır. Refakatsiz reşit olmayan çocuklar için ayrıca altı haftalık daha kısa bir karar süresi geçerlidir.
Bir sığınma başvurusu reddedildiğinde, bunun ardından sınırda bir geri dönüş prosedürü başlatılır. Bu süreçte, kişinin ülkeden ayrılması gerekip gerekmediği ve ayrılması durumunda nereye gideceği, yani menşe ülkesine mi yoksa güvenli bir üçüncü ülkeye mi gönderileceği değerlendirilir.
Aile sığınma hakkı yeni düzenlemelere tabi olacak
Mevcut aile sığınma hakkı bu şekliyle kaldırılacak ve yeni kurallarla değiştirilecek. Bugüne kadar, ailenin bir üyesi zaten koruma altına alınmışsa, aile üyeleri belirli koşullar altında koruma alabiliyordu.
Bundan böyle, aile üyelerinin sığınma başvuruları ilke olarak ayrı ayrı değerlendirilecek. Bu, her bir kişinin kendi durumu ayrı ayrı ele alınması gerektiği anlamına geliyor. Yetkililer, koruma gerekçelerinin olup olmadığını bireysel olarak inceleyecek.
Buna rağmen, ailenin birliği göz önünde bulundurulmalıdır. Aileler birlikte giriş yaptıklarında, sığınma başvurularını birlikte yapmaları gerektiği konusunda bilgilendirilmelidir. Böylelikle aile davalarının ayrı ayrı yürütülmesi önlenecektir.
İltica sürecindeki duruşma önemini koruyor
Kişisel görüşme, sığınma sürecinin en önemli adımlarından biri olmaya devam ediyor. Bu görüşmede sığınmacılar, neden korumaya ihtiyaç duyduklarını ve neden kendi ülkelerine geri dönemeyeceklerini açıklamak zorundadır.
Yeni kurallara göre, duruşma mümkün olduğunca erken bir tarihte gerçekleştirilmelidir. Sığınma talebinde bulunanlar, duruşmada sınır dışı edilmeye karşı olan tüm önemli gerekçeleri belirtmelidir. Daha sonra yeni gerekçeler öne sürenler, bunların artık dikkate alınmayacağını hesaba katmalıdır.
Sığınmacılar, duruşmada kendilerini temsil etmeye yetkili bir kişi veya bir destekçi ile birlikte gelebilirler. Bu kişi, örneğin bir avukat veya başka bir destekçi olabilir.
İkincil göç: AB içinde seyahat etmeye ilişkin yeni kurallar
Yasa, ikincil göç konusunda da daha sıkı kurallar içeriyor. Burada kastedilen, bir kişinin halihazırda başka bir AB ülkesinde kayıtlı olması veya orada koruma almış olması ve ardından Almanya’ya geçmesi durumudur.
Bu tür durumlarda, sığınma prosedürünün Almanya'nın yetki alanına girip girmediği incelenir. Bu süreçte, ilgili kişiler özel barınma merkez lerinde kalabilirler.
Burada belirli koşullar altında hareket özgürlüğü kısıtlanabilir. Bu, sığınmacının kabul merkezinden ayrılmaması gerektiği anlamına gelir. Yetişkinler için buradaki kalış süresi 24 aya kadar, çocuklu aileler için ise 12 aya kadar uzayabilir.
Ancak bu önlem, genel bir kural olarak uygulanmamalıdır. Her bir vaka ayrı ayrı değerlendirilmeli ve orantılı olmalıdır.
İltica süreci sırasında çalışma
Yeni yasa, Almanya'daki sığınmacıların ne zaman çalışmaya başlayabileceklerini de düzenliyor. Bugüne kadar geçerli olan kural şuydu: Bir kabul merkezinde kalma zorunluluğu süresince çalışmak yasaktı.
Yeni düzenleme: Üç ayın ardından, işlemler devam etse bile çalışmaya izin verilebilir. Bazı durumlarda (örneğin ikincil göç durumunda) bu süre altı aya uzatılır.
Ücretsiz hukuki danışmanlık
İltica başvurusunda bulunanlar, bundan böyle Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF) tarafından ücretsiz hukuki danışmanlık alma hakkına sahip olacaklar. Bu, iltica süreciyle ilgili soruları olan herkesin BAMF’ye başvurarak ücretsiz bilgi alabileceği anlamına geliyor. Bu hak, ikincil göç durumlarında da geçerlidir.
Suriyeli sığınmacılar için koruma oranı önemli ölçüde düştü. Şu anda neden birçok başvuruya henüz karar verilmediğini ve bunun etkilenen kişiler için ne anlama geldiğini buradan öğrenebilirsiniz. ...
Sığınmacı yardımlarında kesintiler yapılabilir
Bundan böyle, başka bir AB ülkesinde halihazırda koruma hakkı kazanmış olan kişiler (ikincil göç), iltica yardımlarından mahrum bırakılabilir veya sadece sınırlı mali destek alabilirler.
İkamet kurallarına aykırı davranışlarda da yardımlarda kesinti yapılabilir. Bu durum, örneğin bir kişinin zorunlu konaklama yerini izinsiz terk etmesi veya ikamet kısıtlamalarına uymaması halinde geçerlidir. Kişi yükümlülüklerini yerine getirir getirmez yardımlar yeniden tam olarak ödenmeye başlar.
Ayrıca, bir kişi konaklama tesisindeki düzeni ciddi şekilde bozarsa, başkalarını tehdit ederse veya şiddet uygularsa, yardımlar bir aya kadar süreyle kesilebilir. Önemli olan şudur: Bu tür önlemler genel bir kural olarak uygulanmamalı, her zaman münferit durumlar için değerlendirilmeli ve orantılı olmalıdır.