Dava ne hakkındaydı?
Bu davada, 1992 yılından beri Almanya’da yaşayan bir Türk vatandaşı söz konusuydu. 2006 yılından beri yerleşim iznine sahipti. Aralık 2017’de vatandaşlık başvurusunda bulundu.
Yetkili makam, başvuruyu inceledi ve vatandaşlık için gerekli şartların neredeyse tamamını karşıladığını tespit etti. Ancak o dönemde yürürlükte olan yasalara göre, başvuru sahiplerinin Alman vatandaşlığını alabilmeleri için genellikle önceki vatandaşlıklarından vazgeçmeleri gerekiyordu. Bu nedenle adamın öncelikle Türk vatandaşlığından çıkarıldığını kanıtlaması gerekiyordu.
Daha sonra adam, Türk vatandaşlığından vazgeçemeyeceğini açıkladı. Türk Başkonsolosluğu’ndan, Türkiye’de hakkında bir tutuklama emri olduğunu öğrendiğini söyledi. Ayrıca, orada hakkında cezai soruşturma yürütüldüğünü de belirtti.
Onun ifadesine göre, Türk yetkililer, Almanya’da Türk hükümeti hakkında eleştirel açıklamalarda bulunduğu gerekçesiyle kendisine suçlamada bulundular. Ayrıca, Gülen hareketiyle bağlantısı olduğu da iddia ediliyor.
Alman makamları, Türkiye’de devam eden soruşturma nedeniyle vatandaşlık başvurusuna nihai bir karar vermediğinden, adam bir ihmal davası açtı. Türkiye’de kendisine isnat edilen suçun Alman hukukuna göre cezalandırılabilir bir suç olmadığını belirtti. Bu nedenle vatandaşlık hakkının hâlâ geçerli olduğunu savundu.
Vatandaşlık almak isteyen kişinin, ilke olarak ağır suç işlemiş olmaması gerekir. Ancak devam eden soruşturma süreçleri de vatandaşlık sürecini geçici olarak engelleyebilir. Güncel bir karar, bu konuda hangi kuralların geçerli olduğunu ortaya koyuyor. ...
Vatandaşlık işlemlerinde soruşturma: Vatandaşlık Kanunu ne diyor?
Vatandaşlık başvurusunda bulunanların birçok şartı yerine getirmeleri gerekir. En önemli şartlardan biri şudur: Başvuru sahibinin ağır suçları veya bu suç lardan dolayı aldığı mahkumiyetleri olmamalıdır.
Küçük çaplı mahkûmiyetler genellikle vatandaşlığa kabulün önünde engel teşkil etmez. Bu durum, örneğin 90 günlük para cezasına kadar olan cezalar veya üç aya kadar olan ve şartlı tahliye ile verilen kısa süreli hapis cezaları için geçerlidir. Buna karşılık, bu sınırı aşan daha ağır mahkûmiyetlerde vatandaşlık başvurusu genellikle reddedilir.
Ancak vatandaşlık sürecinde sadece bir mahkûmiyet kararı değil, devam eden bir soruşturma da vatandaşlık sürecini geçici olarak durdurabilir.
StAG’ın 12a. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, başvuru sahibi hakkında bir suç şüphesi nedeniyle soruşturma yürütülüyorsa, yetkili makam vatandaşlığa kabul sürecini askıya almak zorundadır.
Bunun anlamı şudur: Yetkili makam, vatandaşlık başvurusu hakkında karar verebilmek için, soruşturma veya ceza davasının sonuçlanmasını beklemek zorundadır. Mahkûmiyet kararı verilmesi durumunda ise, karar kesinleşene kadar karar veremez. Bu kural, prensip olarak yurtdışında yürütülen soruşturma ve ceza davaları için de geçerlidir.
Ancak Kuzey Ren-Vestfalya Yüksek İdare Mahkemesi’nin son kararında bu konuda önemli bir istisna belirtilmektedir: Yurtdışında yürütülen bir soruşturma, Alman hukukuna göre söz konusu fiilin suç teşkil etmediği kesin olarak tespit edildiği takdirde, vatandaşlığa kabul sürecini engelleyemez.
Mahkeme nasıl karar verdi?
Kuzey Ren-Vestfalya Yüksek İdare Mahkemesi, davanın görüldüğü tarihte söz konusu kişinin vatandaşlığa kabul edilme hakkına sahip olmadığına hükmetti. Her ne kadar ne Almanya’da ne de Türkiye’de kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmasa da, yine de vatandaşlığa kabul işlemi henüz gerçekleştirilemezdi.
Gerçi, bu adama yöneltilen suçlamalar – Gülen Hareketi’ne üye olduğu iddiası ve Türk hükümeti hakkında eleştirel açıklamalar – Almanya’da suç teşkil etmiyordu ve vatandaşlığa kabul edilmesi prensipte mümkündü.
Ancak adam, Türk makamlarının yalnızca kendisine yöneltilen bu suçlamalar nedeniyle soruşturma yürü ttüğünü yeterince kanıtlayamadı. Sunulan belgelerden, kendisine hangi fiillerin isnat edildiği net bir şekilde anlaşılamıyordu. Bu nedenle mahkeme, davanın Alman hukukuna göre cezalandırılabilir nitelikteki fiilleri de içerebileceğini göz ardı edemedi.
Alman vatandaşlığına başvururken geçmişte küçük suçlar işlemişseniz, StAG’nin 12a. maddesine göre belirlenen önemsiz suç sınırı sizin için belirleyici olabilir. Bu düzenleme, vatandaşlığa kabul sürecinde hangi hafif suçların dikkate alınmayacağını belirler...
Sonuç: Bu karar başvuru sahipleri için ne anlama geliyor?
Bu karar, Almanya’daki ceza davalarının yanı sıra başka bir ülkede yür ütü len soruşturmaların da vatandaşlık işlemlerini geciktirebileceğini göstermektedir. Bu durumda vatandaşlık makamı, ilke olarak soruşturma tamamlanana kadar beklemek zorundadır.
Ancak yurtdışında yürütülen soruşturmalar için bir istisna söz konusudur: Suçlandığı fiilin Almanya’da cezalandırılabilir bir suç olmadığı kesin olarak tespit edilirse, yurtdışındaki yargılama süreci vatandaşlığa kabul sürecini engelleyemez.
Ancak başvuru sahipleri bunu güvenilir ve net kanıtlarla desteklemelidir. Yurtdışında isnat edilen fiilin Almanya’da suç teşkil etmediğine dair genel bir açıklama yeterli değildir. Belgelerden, yabancı makamların hangi somut suçlamalarda bulundukları ve bunların hangi fiillere dayandığı mümkün olduğunca açık bir şekilde anlaşılmalıdır.
Yurtdışında yürütülen soruşturmanın gerekçeleri kesin olarak açıklığa kavuşturulamıyorsa, vatandaşlık makamı vatandaşlık verme kararını ertelemek zorundadır. Bu durum, başvuru sahibinin masum olduğunu beyan etmesi ve sabıka kaydında şu ana kadar herhangi bir mahkûmiyet bulunmaması halinde de geçerlidir.