Arka plan: AB neden geri gönderme sistemini değiştirmek istiyor?
Avrupa Birliği'nde, ikamet izni olmayan kişilerin AB'den ayrılması gerektiğinde şu anda birçok farklı ulusal kural geçerlidir. 2008 tarihli ortak bir AB direktifi bulunmakla birlikte, bu direktif üye ülkelere uygulamada geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Bu nedenle, prosedürler ülkeden ülkeye sıklıkla farklılık göstermektedir.
AB'ye göre bu farklılıklar, işlemlerin uzun sürmesine veya uygulanamamasına neden olmaktadır. Ayrıca, sınır dışı etme kararı verildikten sonra kişilerin başka bir AB ülkesine seyahat etmesi sıkça görülmektedir. Bu durumda işlemler genellikle baştan başlamaktadır.
AB Komisyonu'na göre, sınır dışı edilmesi gereken kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 20'si AB'yi fiilen terk ediyor. Komisyon, bunu Avrupa göç politikasının temel sorunlarından biri olarak görüyor. İşleyen bir iltica sistemi, ancak sınır dışı etme ve geri gönderme işlemlerinin de uygulanmasıyla mümkün olabilir.
Bu nedenle AB, köklü bir reform planlıyor. Amaç, tüm üye ülkelerde benzer şekilde işleyen ortak bir sistem oluşturmaktır. Bu reform, 2024 yılında kabul edilen ve sığınma ve göç sisteminin tamamını yeniden düzenlemeyi amaçlayan AB Göç Paktı’nın bir parçasıdır.
Bugün ne oylanacak?
Milletvekilleri bugün yasanın kendisi hakkında değil, AB Konseyi ile resmi müzakerelerin başlatılıp başlatılmayacağı konusunda karar verecekler. Sorumlu Sivil Özgürlükler Komisyonu, Mart ayı başında bu yönde görüş bildirmişti.
Ancak birçok parti, bu konunun tüm Parlamento tarafından oylanmasını talep etti. Bu nedenle şimdi Genel Kurul’da oylama yapılacak. Çoğunluk kabul ederse, aynı gün içinde mevcut Konsey Başkanlığı ile ilk görüşmeler başlayabilir.
En önemli değişikliklere genel bakış
Reform, AB'den sınır dışı etme ve geri gönderme işlemlerini önemli ölçüde değiştirecek birçok yeni kural öngörüyor.
AB’de tek tip kurallar: Reformla birlikte, bir üye devletin sınır dışı etme kararlarının diğer ülkelerde de geçerli olması hedefleniyor. Bu, bir kişinin bir AB ülkesinde sınır dışı edilmesine karar verilmesi halinde, bu kararın başka bir üye devlette de uygulanabileceği anlamına geliyor. Böylelikle, sınır dışı edilmesi gereken kişilerin başka ülkelere geçmesi ve işlemlerin sürekli yeniden başlaması engellenmeyi amaçlanıyor.
Daha fazla işbirliği yükümlülüğü: Ayrıca, üçüncü ülke vatandaşlarının geri gönderilme sürecinde daha fazla işbirliği yapma yükümlülüğü getirilmesi planlanmaktadır. Buna örneğin kimliklerini kanıtlamak, belgelerin temin edilmesine yardımcı olmak ve yetkililerle iletişim halinde kalmak dahildir. İşbirliği yapmayanlar, işlemlerde dezavantajlara maruz kalmak, daha uzun süreli giriş yasağı veya sosyal yardım hizmetlerinde kısıtlamalar gibi daha sert önlemlerle karşı karşıya kalabilirler.
Daha hızlı sınır dışı etme işlemleri: Reformun bir diğer amacı da sınır dışı etme işlemlerinin daha hızlı gerçekleştirilmesini sağlamaktır. Gönüllü çıkışlara öncelik verilmeye devam edilecektir. Bununla birlikte, kişiler gönüllü olarak ülkeden ayrılmadıkları takdirde sınır dışı etme işlemleri daha kararlı bir şekilde yürütülecektir.
Gözaltı imkanı: Reform ayrıca sınır dışı işlemlerinin gerçekleştirilmesini sağlamak için daha sıkı önlemler öngörüyor. Belirli koşullar altında, ülkeden ayrılması gereken kişilerin gözaltına alınması mümkün olacak; örneğin, bir kişinin yargılama sürecinden kaçma tehlikesi varsa. Planlanan azami gözaltı süresi 24 aya kadar çıkabilir ve bazı durumlarda bu süreyi aşabilir.
AB dışındaki geri dönüş merkezleri: Bir diğer yenilik de, geri dönüşlerin üçüncü ülkeler üzerinden daha yoğun bir şekilde organize edilebilmesi imkânıdır. AB, AB dışındaki bölgelerde “geri dönüş merkezleri” kurulmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu merkezlerde, geri dönüş işlemleri hazırlanırken kişiler geçici olarak barındırılacaktır. Öneriye göre, bu ülkelerde temel insan haklarına saygı gösterilmesi şarttır.
Giriş yasakları: Önerilen yasa, giriş yasaklarını da öngörmektedir – örneğin, bir kişinin sınır dışı edilmesi, gönüllü olarak ülkeden ayrılma süresinin aşılması veya bir güvenlik riski bulunması gibi durumlarda. Bu yasakların en uzun süresi on yıldır; belirli durumlarda bu süre daha da uzayabilir.
Haziran 2026'dan itibaren AB'de yeni iltica kuralları yürürlüğe girecek. Bundan sonra iltica başvuruları daha hızlı bir şekilde "kabul edilemez" gerekçesiyle reddedilebilecek. Üçüncü ülkelere sınır dışı etme işlemleri daha kolay hale gelecek. Bu, Almanya'daki iltica başvuru sahipleri için ne anlama geliyor? ...
İki geri dönüş yolu: gönüllü ayrılma ve sınır dışı edilme
Reform, iki tür geri dönüş arasında net bir ayrım yapmaktadır: gönüllü ayrılma ve sınır dışı etme.
Gönüllü çıkış durumunda, ilgili kişinin AB'yi kendi imkanlarıyla terk etmesi gereken bir süre belirlenir. Bu süre genellikle 30 güne kadardır, ancak ailevi nedenler gibi özel durumlarda uzatılabilir.
Bu süreye uyulmaması veya belirli diğer nedenlerin varlığı durumunda sınır dışı etme işlemi gerçekleştirilir. Bunlar arasında örneğin işbirliği yapmama, başka bir AB ülkesine seyahat etme veya güvenlik endişeleri sayılabilir. Amaç, sınır dışı etmenin arka planda net bir sonuç olarak durmasıyla gönüllü ayrılmayı teşvik etmektir.
Reformun ikamet izni belirsiz olan kişiler için anlamı
İltica başvurusunda bulunanlar ve ikamet izni olmayan diğer üçüncü ülke vatandaşları için, reform kabul edilirse somut değişiklikler getirebilir.
Gelecekte işlemler daha hızlı yürütülebilir ve sınır dışı etme işlemleri daha tutarlı bir şekilde uygulanabilir. Aynı zamanda, ilgili kişilerin yetkililerle aktif olarak işbirliği yapma yönündeki baskı da artmaktadır.
Kararların AB genelinde tanınması planlandığı için, başka bir ülkeye taşınarak yargı sürecinden kaçmak da daha zor hale gelecektir.
Aynı zamanda AB, temel hakların korunmaya devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Bunlar arasında, her bir vakanın ayrı ayrı incelenmesi hakkı, güvenli olmayan ülkelere sınır dışı edilmeye karşı koruma ve çocuklar ile diğer koruma muhtaçı kişiler için özel düzenlemeler yer alıyor.
Şimdi ne olacak?
Bugünkü oylama, öncelikle sadece müzakerelerin başlayıp başlamayacağına karar verecek. Bu, yasanın henüz kabul edildiği anlamına gelmiyor.
Parlamento onay verirse, Parlamento ile Konsey arasında müzakereler başlayacak. Ancak her iki taraf da anlaşmaya vardığında reform kesin olarak kabul edilebilir.