Durum: Temel gelir desteğine rağmen yerleşim izni verilebilir mi?
Davayı, uzun yıllardır Almanya'da yaşayan ve Alman bir kadınla evli olan bir Sırp vatandaşı açmıştı. Kendisi, yetkili Yabancılar Dairesi'ne yerleşim izni başvurusunda bulunmuştu. Ancak daire, bu başvuruyu reddetti.
Yetkili makam, gerekçe olarak, söz konusu kişinin SGB II (vatandaşlık yardımı) kapsamında yardım aldığını ve geçimini kendi başına sağlayamadığını gösterdi. Yetkili makamın görüşüne göre, bu durum yerleşim izninin verilmesine engel teşkil ediyordu.
Adam bu karara itiraz etti. Mahkemede, eşinin ağır hastalığı nedeniyle çalışamadığını belirtti. Eşi multipl skleroz hastası ve günlük yaşamında yardıma muhtaç durumda. Adam bakımın büyük bir kısmını üstleniyor, ev işlerini yapıyor ve ortak çocuklarına bakıyor.
İş ve İşçi Bulma Kurumu da, eşine bakmak zorunda olması nedeniyle düzenli bir işte çalışmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle, bu kişinin iş bulma hizmetlerinden muaf tutulduğunu yazılı olarak teyit etti.
Yerleşim izni almanın şartlarından biri, güvenli bir geçim kaynağına sahip olmaktır. Alman makamları tarafından geçiminizin ne zaman güvenli kabul edileceğini bu yazıda öğrenebilirsiniz. Tam olarak ne kadar kazanmanız gerektiği sorusuna cevap vermek kolay değildir, çünkü makamlar...
Yerleşim izni konusunda genel olarak ne geçerlidir?
Yerleşim izni için çeşitli şartların yerine getirilmesi gerekir. Bunlardan en önemlilerinden biri, geçimini güvence altına almaktır – üstelik vatandaşlık maaşı veya sosyal yardım gibi kamu kaynaklarından yararlanmadan.
Bu davada, adam yerleşim izni başvurusunu Yabancıların İkametine İlişkin Kanun’un (AufenthG) 28. maddesinin 2. fıkrası uyarınca yapmıştır. Bu hüküm, bir Alman vatandaşıyla evli olan kişiler için geçerlidir.
Önemli: Almanya'da evli olmak ve uzun süreli ikamet etmek tek başına yerleşim izni için yeterli değildir. Temel olarak, bu durumda da genel şartların yerine getirilmesi gerekir – özellikle de geçimini sağlayabilme şartı.
Belirli koşullar altında güvenli bir geçim kaynağı gerekli değildir
Hannover İdare Mahkemesi davacının lehine karar verdi. Yargıçlar, Yabancılar Dairesi’ni, adamın geçimini garanti altına alması gerekmese bile, kendisine yerleşim izni vermeye mecbur kıldılar.
Mahkemenin görüşüne göre, söz konusu “atipik bir durum” söz konusuydu. Bu, davacının kişisel durumunun genel durumdan o kadar büyük ölçüde farklı olduğu anlamına gelir ki, yasal şartların katı bir şekilde uygulanması uygun değildir.
Mahkeme için belirleyici olan, ailenin özel durumu oldu. Eşin sürekli bakıma ihtiyacı var ve davacı bu sorumluluğu tamamen üstleniyor. Bu nedenle, davacının bir işte çalışarak geçimini sağlaması fiilen mümkün değil.
Mahkeme şu hususu açıkça belirtmiştir: Böylesi olağan dışı bir durumda, geçim kaynaklarının güvence altına alınmamış olması, yerleşim izninin verilmesine engel teşkil etmemelidir.
Yerleşim izni ile Almanya'da sonsuza kadar yaşayabilir ve bir daha asla kalış sürenizi uzatmak zorunda kalmazsınız. Bu kapsamlı makalede, yerleşme izni hakkında bilmeniz gereken her şeyi açıklıyoruz. Yerleşim izni ile ne gibi avantajlara sahip olduğunuzu göstereceğiz...
Bir yakınına bakmak her zaman istisna olarak kabul edilir mi?
Hayır – bu karar, bundan böyle bir yakınına bakan tüm başvuru sahipleri için geçim masrafları konusunda bir istisna yapılabileceği anlamına gelmez. Mahkeme, bu adamın özel bir münferit vaka olduğunu açıkça vurgulamaktadır.
Dolayısıyla bu karar, tüm durumlar için yeni bir genel kural getirmez. Ancak, idari makamların ve mahkemelerin olağanüstü bir yükün söz konusu olup olmadığını titizlikle incelemesi gerektiğini ortaya koyar. Özellikle aile içinde ağır bakım ihtiyacı söz konusu olduğunda bir istisna yapılabilir.
Yerleşim izni konusunda başka hangi istisnalar vardır?
Bu tür münferit durumların yanı sıra, yerleşim için yeterli geçim kaynağının kanıtlanmasının gerekmediği (ya da sınırlı olarak kanıtlanmasının yeterli olduğu) başka durumlar da bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak şunlar verilebilir:
Hastalık veya engellilik
Bir kişi sağlık nedenleriyle kalıcı olarak çalışamıyorsa, geçimini sağlama yükümlülüğünden muaf tutulabilir. Bu durum, örneğin ağır fiziksel veya ruhsal hastalıklar ya da tanınmış bir engellilik durumunda geçerlidir.
Ancak Yabancılar Dairesi'nin bunu kabul etmesi için, sağlıkla ilgili kısıtlamaların yeterli şekilde kanıtlanması gerekir; bu genellikle tıbbi raporlar, uzman görüşleri veya çalışma göremezlik belgeleriyle yapılır.
Evlilikte ortak geçim
Evli çiftlerde, yerleşim izni için geçim imkânları genellikle birlikte değerlendirilir. Bu şu anlama gelir: Önemli olan tek bir kişinin geliri değil, tüm hanenin mali durumudur. Dolayısıyla, eşlerden birinin kazancı yeterliyse, bu durum bazı koşullarda her ikisinin de geçimini sağlamak için yeterli olabilir.
Çocuklar ve genç yetişkinler
Reşit olmayanlar ve genç yetişkinler için de geçim masrafları konusunda özel düzenlemeler geçerlidir.
16. yaş gününde en az beş yıldır oturma iznine sahip olan reşit olmayanlar, Oturma Kanunu’nun 35. maddesinin 1. fıkrasının 1. cümlesi uyarınca, geçim kaynaklarının güvence altına alınmış olması şartı aranmaksızın yerleşim izni alma hakkına sahiptir.
Reşit olan gençler için, İkamet Kanunu’nun 35. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi uyarınca şu hüküm geçerlidir: Reşit olmadan ülkeye giriş yapmış ve en az beş yıldır ailevi veya insani nedenlerle ikamet iznine sahip olanlar da yerleşim izni hakkına sahip olabilirler. Başvuru sahibi, başvuru tarihinde okul veya mesleki eğitim görüyor ya da üniversite öğrenimi sürüyorsa, geçimini sağlayacak bir gelir şartı aranmaz.
Mülteci statüsü tanınan kişiler ve sığınma hakkı tanınan kişiler
Tanınmış mülteciler ve sığınma hakkı tanınan kişiler için de yerleşim izni konusunda daha esnek şartlar geçerlidir. Çoğu durumda, geçimini büyük ölçüde (yani en az yüzde 51 oranında) kendi imkanlarıyla karşılayabilmesi yeterlidir.
Sonuç
Geçim kaynaklarının güvence altına alınması, yerleşim izni için temel bir koşul olmaya devam etmektedir. Ancak Hannover İdare Mahkemesi’nin kararı, özellikle özel kişisel veya ailevi durumlarda istisnalar olabileceğini göstermektedir.
Ancak her zaman önemli olan, her bir vakanın kendine özgü durumudur. Ağır bir hastalık veya bakım sorumluluğu gibi olağanüstü durumlar söz konusu olduğunda, Yabancılar Dairesi’nin kararını incelemek veya hukuki danışmanlık almak mantıklı olabilir.